TR  | EN  | DE
ETKİNLİKLER/DUYRULAR

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

Pelin Özer’le Öğretilemeyen Şeyler Atölyesi I:
Kendinin Editörü Olmak
24-25-26 Ağustos, 10:30-13:30


(41+1 Soru’ya ÜçXÜç Gün Boyunca Referanssız Yanıtlar
ve
Hep Birlikte Düşünüp Sezgiden,
O Sahipsiz Boşluktan Doğan Bir Kavramı
Hayata Geçirme Önerisi):

Pelin Özer, sezgi, deneyim ve kişisel birikimden müteşekkil bir kopuş çağrısı olarak kurguladığı “Öğretilemeyen Şeyler Atölyesi”nin ilk üç bölümlük serisinde “Kendinin Editörü Olmak” üzerine yoğunlaşacak. 

Tür ayırt etmeksizin yazıyı merkeze almakla birlikte tüm yaratım alanlarına uyarlanabilecek atölye, kişinin kendi olanak ve sınırlarının farkına vararak yapıtını yalnız başına tamamlayabilmesi için gerekenleri öncelikle kendinde bulup geliştirebileceği iddiasıyla yola çıkıyor. 

Editörlük ve yazı deneyiminden yola çıkarak sezgisel düzlemden ev yapımı bir kuramsal alana geçerken her an hareket halindeki bir salıncakta katılımcılarla birlikte yükselip alçalmaya hazırlanıyor.

Üç gün üçer saat boyunca sorularına yanıt verirken katılımcıları yazdıkları, yazmayı hayal ettikleri ve yazıyla ilişkileri özelinde kendilerini sorgulamaya, açmaya, keşfetmeye, esnetmeye, dönüştürüp çoğaltmaya, hafifletip seyreltmeye yöneltmeyi hedefliyor. 

“Herkes yazar olabilir” demeden “Acaba yazmak gerçekten kader mi? Yazmadan durabilir miyim? Yazdığıma ne kadar sahibim? Yazımın gideceği yönü kendi kendime tayin edebilir miyim?” gibi sorulara içtenlikle yanıt arayıp yazısının işçisi, sırdaşı, suç ortağı olmaya niyet edenlerin safında yer alıyor. 

Önerdiği ve atölyesinin sonunda açık edeceği “Öğretilemeyen Şeyler” kavramını özetleyen manifestoyu katılımcılarla birlikte geliştirerek yeni bir tartışma ve yaratım bahçesi kurmayı arzu ediyor.


Katılım ve Ders Akışı: 
Atölyeye katılım öncesinde rezervasyon yaptıran ve dileyen herkesin 24 Ağustos tarihine dek kendi kaleme aldığı en az 2 en fazla 10 A4 sayfalık yayımlanmamış bir metnini Gümüşlük Akademisi’ne kargo ya da posta yoluyla iletmeleri rica olunur. El yazısının her çağda şahsiyete dair ipuçları taşıdığına inanarak bu yönteme başvuranlar, kalemle yazdıkları metinlerini orijinal haliyle gönderebilirler.
Metinlerin türü ya da yazıldıkları tarih önemli değildir; şiir, söyleşi ya da günlük olabileceği gibi öykü, edebi kaygılarla yazılmış bir mektup, gezi yazısı, anı ya da bir romandan bütünlük arz eden bir bölüm de kabuldür. 
Tüm metinler P.Ö. tarafından okunup değerlendirildikten sonra her dersin son bir saatlik bölümünde, “Kendinin Editörü Olmak” bağlamında yorumlanacaktır.

Atölye Akışı

Birinci Gün:
1) Yazınsal alanda kendinin editörü olmak ne anlama gelir? Genel editörlük kavramından farklılıkları nelerdir? 
2) Yazan kişi editörlük vasfına sahip olmalı mıdır?
3) “Kendinin Editörü Olmak” becerisi, yetenek gibi doğuştan mı gelir yoksa sonradan öğrenilip geliştirilebilir mi?
4) Doğup olgunlaşmak için bir kütüphaneye ya da gelişmiş bir veritabanına ihtiyaç duyar mı?
5) Sistemli bir yöntemle çalışmayı şart koşar mı ya da bir kullanım kılavuzu, rehber arar mı kendine? 

İkinci Gün:
1) Yaratıcı, metni ile arasına mesafe koyabilir mi, koymalı mıdır?
2) Yazdığının öncesini ve sonrasını kapsayan uçsuz bucaksız alanı avucunda tutabilir mi? 
3) Bu mesafede bilinçle mi yol alır yoksa başlangıçta belirlediği iki ucu birleştirmeye mi uğraşır? 
4) Yazdığına hâkim midir yoksa yazdığının mahkûmu mu? Bu ilişkinin tonunu kendisi belirleyebilir mi?
5) Boşlukta nereye, nasıl çadır kurar? Yönünü nasıl tayin eder?

Üçüncü Gün:
1) Kişi okuyup öğrendiklerinden bağımsızlaşarak kendi özüne erişebilecek esneklikte midir yoksa bu bir kendini kandırma temrini midir? 
2) Başka kitaplardan ve bilirkişilerden bağımsız bir içselleştirme, kendinden öğrenme süreci nasıl işler? 
3) Bunu göze almak gözüpeklik midir? Ucu nereye varır, amaç ne olursa olsun bir yere varmak mıdır? Varılmışsa ya da mutlaka varılacaksa o yer karanlık mıdır yoksa aydınlık mı?  
4) Bu hangi aşamada tahmin edilir? Tahmin edilebilir mi? Aktarılacak bir bilgi olarak formüle edilebilir mi?
5) Yaratıcı alanda kişinin somut biçimde kendini değerlendirebilme yetisine sahip olması aynı zamanda yoksul ve (bu sayede) bağımsız sanatın olmazsa olmazlarından mıdır?

---
*Gümüşlük Akademisi Vakfı yararına yapılacak atölyenin üç günlük katılım ücreti 240 TL.

*Kontenjan 15 kişiyle sınırlıdır.

*Önceden kayıt yaptırınız.

*Kayıt ve iletişim için:
info@gumuslukakademisi.org
www.gumuslukakademisi.org
0252 3944301

----

Pelin Özer: 1972’de doğdu. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 2003’e dek basın ve yayın alanında, aralarında Cumhuriyet gazetesi, İyi Şeyler Yayıncılık, Yapı Kredi Yayınları’nın da bulunduğu çeşitli kurumlarda çalıştı. O tarihten itibaren bağımsız çalışıyor; kişiye özel editörlük çalışmalarını sürdürüyor. 2005’te Latife Tekin Kitabı (söyleşi, Birinci Baskı, Everest Yayınları, İkinci Baskı, İletişim Yayınları 2015), 2007’de Cam Kulübeler  (haiku, Roll), 2011’de 17 Haziran (roman, Alef Yayınları), 2014’te “Uzay Çiçeği-Weltallblume” (Almanca-Türkçe Seçme Şiirler, Çevirenler: Barbara Yurtdaş, Hüseyin Yurtdaş, Spielberg Verlag-Almanya) ve “Atlasın Bir Ucunda” (şiir, Alef Yayınları) adlı kitapları çıktı. 2010’da Boğaziçi Kitap Fuarı Haiku Yarışması’nda bir haikusuyla Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü, 2012’de 17 Haziran romanıyla Doğan Kitap tarafından verilen Duygu Asena Roman Ödülü’nü kazandı. Şiir, yazı ve söyleşileri çeşitli dergilerde yayımlandı, yayımlanıyor.
YORUMLAR
Kullanıcı Adı:
Yorum: