TR  | EN  | DE
ETKİNLİKLER/DUYRULAR

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

Pelin Özer’le Öğretilemeyen Şeyler Atölyesi
Kendinin Editörü Olmak
19 - 26 Ocak, 02 Şubat 2019, 11.00 - 14.00
Gümüşlük Akademisi - Arnavutköy

(41+1 Soru’ya Referanssız Yanıtlar
ve
Hep Birlikte Düşünüp Sezgiden,
O Sahipsiz Boşluktan Doğan Bir Kavramı
Hayata Geçirme Önerisi):

Pelin Özer, sezgi, deneyim ve kişisel birikimden müteşekkil bir kopuş çağrısı olarak kurguladığı “Öğretilemeyen Şeyler Atölyesi”nin ilkinde “Kendinin Editörü Olmak” üzerine yoğunlaşacak. 41 + 1 soruya cevaptan oluşacak serinin ilk bölümü üç hafta sürecek ve üçer saatlik atölyelerden oluşacak.

Tür ayırt etmeksizin yazıyı merkeze almakla birlikte tüm yaratım alanlarına uyarlanabilecek atölye, kişinin kendi olanak ve sınırlarının farkına vararak yapıtını yalnız başına tamamlayabilmesi için gerekenleri öncelikle kendinde bulup geliştirebileceği iddiasıyla yola çıkıyor. 

Editörlük ve yazı deneyiminden yola çıkarak sezgisel düzlemden ev yapımı bir kuramsal alana geçerken her an hareket halindeki bir salıncakta katılımcılarla birlikte yükselip alçalmaya hazırlanıyor.

Üç gün üçer saat boyunca sorularına yanıt verirken katılımcıları yazdıkları, yazmayı hayal ettikleri ve yazıyla ilişkileri özelinde kendilerini sorgulamaya, açmaya, keşfetmeye, esnetmeye, dönüştürüp çoğaltmaya, hafifletip seyreltmeye yöneltmeyi hedefliyor. 

“Herkes yazar olabilir” demeden “Acaba yazmak gerçekten kader mi? Yazmadan durabilir miyim? Yazdığıma ne kadar sahibim? Yazımın gideceği yönü kendi kendime tayin edebilir miyim?” gibi sorulara içtenlikle yanıt arayıp yazısının işçisi, sırdaşı, suç ortağı olmaya niyet edenlerin safında yer alıyor. 

Önerdiği ve atölyesinin sonunda açık edeceği “Öğretilemeyen Şeyler” kavramını özetleyen manifestoyu katılımcılarla birlikte geliştirerek yeni bir tartışma ve yaratım bahçesi kurmayı arzu ediyor.


Katılım ve Ders Akışı: 
Atölyeye katılım öncesinde rezervasyon yaptıran ve dileyen herkesin atölye öncesinde kendi kaleme aldığı en az 2 A4 sayfalık yayımlanmamış bir metnini info@gumuslukakademisi.org adresine iletmeleri rica olunur. El yazısının her çağda şahsiyete dair ipuçları taşıdığına inanarak bu yönteme başvuranlar, kalemle yazdıkları metinlerini orijinal haliyle gönderebilirler.
Metinlerin türü ya da yazıldıkları tarih önemli değildir; şiir, söyleşi ya da günlük olabileceği gibi öykü, edebi kaygılarla yazılmış bir mektup, gezi yazısı, anı ya da bir romandan bütünlük arz eden bir bölüm de kabuldür. 
Tüm metinler P.Ö. tarafından okunup değerlendirildikten sonra son hafta, “Kendinin Editörü Olmak” bağlamında yorumlanacaktır.

Atölye Akışı

Birinci Hafta (19 Ocak, 11:00 - 14:00) 
1) Yazınsal alanda kendinin editörü olmak ne anlama gelir? Genel editörlük kavramından farklılıkları nelerdir? 
2) Yazan kişi editörlük vasfına sahip olmalı mıdır?
3) “Kendinin Editörü Olmak” becerisi, yetenek gibi doğuştan mı gelir yoksa sonradan öğrenilip geliştirilebilir mi?
4) Doğup olgunlaşmak için bir kütüphaneye ya da gelişmiş bir veritabanına ihtiyaç duyar mı?
5) Sistemli bir yöntemle çalışmayı şart koşar mı ya da bir kullanım kılavuzu, rehber arar mı kendine? 

İkinci Hafta (26 Ocak, 11:00 - 14:00)
1) Yaratıcı, metni ile arasına mesafe koyabilir mi, koymalı mıdır?
2) Yazdığının öncesini ve sonrasını kapsayan uçsuz bucaksız alanı avucunda tutabilir mi? 
3) Bu mesafede bilinçle mi yol alır yoksa başlangıçta belirlediği iki ucu birleştirmeye mi uğraşır? 
4) Yazdığına hâkim midir yoksa yazdığının mahkûmu mu? Bu ilişkinin tonunu kendisi belirleyebilir mi?
5) Boşlukta nereye, nasıl çadır kurar? Yönünü nasıl tayin eder?

Üçüncü Hafta (02 Şubat, 11:00 - 14:00)
1) Kişi okuyup öğrendiklerinden bağımsızlaşarak kendi özüne erişebilecek esneklikte midir yoksa bu bir kendini kandırma temrini midir? 
2) Başka kitaplardan ve bilirkişilerden bağımsız bir içselleştirme, kendinden öğrenme süreci nasıl işler? 
3) Bunu göze almak gözüpeklik midir? Ucu nereye varır, amaç ne olursa olsun bir yere varmak mıdır? Varılmışsa ya da mutlaka varılacaksa o yer karanlık mıdır yoksa aydınlık mı?  
4) Bu hangi aşamada tahmin edilir? Tahmin edilebilir mi? Aktarılacak bir bilgi olarak formüle edilebilir mi?
5) Yaratıcı alanda kişinin somut biçimde kendini değerlendirebilme yetisine sahip olması aynı zamanda yoksul ve (bu sayede) bağımsız sanatın olmazsa olmazlarından mıdır?

2. Dönem (9 - 16 - 23 Şubat 2019)

Dördüncü Hafta 

1) Yazarken bir metnin içine nasıl girilir? Dışına nasıl çıkılır? 
2) Bu çevikliği düzenli çalışmayla sağlamak mümkün mü?
3) Bir kavram olarak uzak ve yakın, dikey ve yatay okuma nedir? 
4) Bunun için üretilmiş gözlükler ya da kişiye özel reçeteler bulunur mu? 
5) Sahicilik ve kendi sesini bulup ona sahip çıkmak bağlamında “kendinin editörü” olabilmek neden ve nasıl avantaj sağlar?



Beşinci Hafta: 

1) Başka kitaplardan ve öğretilerden bağımsız bir içselleştirme, kendinden öğrenme süreci nasıl işler? 
2) Bunu göze almak gözüpeklik midir? Riskleri hesaplanabilir mi? 
3) Amaç ne olursa olsun bir yere varmak mıdır? Varılmışsa ya da mutlaka varılacaksa o yerin karanlık mı yoksa aydınlık mı olduğu tahmin edilebilir mi?  
4) Yaratıcı alanlarda sezgi ve duyarlılık eğitiminden söz edilebilir mi? 
5) Yaratım, üreten kişi için bir boşaltım mı yoksa tam tersine dolum süreci midir? 

Altıncı Hafta:
 
1) Metnin varacağı nokta tahmin edilebilir mi? Aktarılacak bir bilgi olarak formüle edilebilir mi?
2) Yaratıcı alanda kişinin somut biçimde kendini değerlendirebilme yetisine sahip olması aynı zamanda yoksul (kendinden menkul) ve (bu sayede) bağımsız sanatın olmazsa olmazlarından mıdır?
3) Okuduklarımız ve yazdıklarımız bizi ağırlaştırır mı yoksa hafifletir mi? Bunu denetlemek elimizde midir?
4) Sorumluluk ve hakkaniyetli paylaşım terazisinde bunlardan hangisi ağır basar?

3. Dönem

Yedinci Hafta:

1) Yaratmak ve yok etmek, kurmak ve yıkmak, kulak vermek ve kulağını tıkamak birbirleriyle iç içe geçmiş eylemler midir?
2) Bunlar üzerine düşünmek yaratım aşamasında önem taşır mı?
3) Okuduklarımızın ve yazdıklarımızın kambura dönüşmesini nasıl engelleriz?
4) Okuyup yazdıklarımızın kambura dönüşmesini engellediğimizde ya da en azından bu uğurda içtenlikle çaba harcadığımızda daha hafif bir dünyanın yaratımına da katkıda bulunmuş olur muyuz?
5) Hafif dünya ne demektir? Bu çağda referansa başvurmadan hafiflemek mümkün müdür?


Sekizinci Hafta: 

1) Yaratım etiğinden söz ettiğimizde bunun kökünü nerede aramalı?
2) Yaratımın doğumundan oluşumuna onu izleyen, besleyip büyüten biri olarak yaratıcı aynı zamanda eserinin sorumlusu mudur? 
3) Bu sorumluluk (eğer bunu kabul ediyorsak) geleceği (yaratıcının ve dünyanın) tasarlayıp şekillendirebilir mi? 
4) Kudreti nereye dek uzanabilir?

Dokuzuncu Hafta:

1) Yaratmanın oluşumu yapıt gibi düşünülebilir mi? Bu bağlamda yaratmak kader midir? Kaçış mümkün müdür? Nereye kadar?
2) Tam tersine zorla yaratım olur mu? Kişi kader misali bir yapıt inşa edebilir mi kendine?
3) Onu doğurup büyüten kişi olarak hem yapıtını hem kendisini bu bütünlükten nasıl koparır? 
4) Sımsıkı düğümlenmiş ipi nasıl çözer? Başta onca uğraşarak attığı düğümü nasıl çözeceğini bilmeyen kişinin yarattığıyla özgürleşmesi mümkün müdür?



---
*Gümüşlük Akademisi Vakfı yararına yapılacak atölyenin katılım ücreti 300 TL.

Planlanan Başlama Tarihi: 19 Ocak 2019 Cumartesi, 11:00

*Adres: 
Gümüşlük Akademisi Vakfı İstanbul Şubesi
Beyaz Gül Cad. Kireçhane Gediği Sok.
No: 6 Arnavutköy-Beşiktaş 

*Kontenjan 10 kişiyle sınırlıdır.

*Önceden kayıt yaptırınız.

*Kayıt ve iletişim için:
info@gumuslukakademisi.org

----

Pelin Özer: 1972’de doğdu. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 2003’e dek basın ve yayın alanında, aralarında Cumhuriyet gazetesi, İyi Şeyler Yayıncılık, Yapı Kredi Yayınları’nın da bulunduğu çeşitli kurumlarda çalıştı. O tarihten itibaren bağımsız çalışıyor; kişiye özel editörlük çalışmalarını sürdürüyor. 2005’te Latife Tekin Kitabı (söyleşi, Birinci Baskı, Everest Yayınları, İkinci Baskı, İletişim Yayınları 2015), 2007’de Cam Kulübeler  (haiku, Roll), 2011’de 17 Haziran (roman, Alef Yayınları), 2014’te “Uzay Çiçeği-Weltallblume” (Almanca-Türkçe Seçme Şiirler, Çevirenler: Barbara Yurtdaş, Hüseyin Yurtdaş, Spielberg Verlag-Almanya) ve “Atlasın Bir Ucunda” (şiir, Alef Yayınları) adlı kitapları çıktı. 2010’da Boğaziçi Kitap Fuarı Haiku Yarışması’nda bir haikusuyla Jüri Özel Ödülü’ne değer görüldü, 2012’de 17 Haziran romanıyla Doğan Kitap tarafından verilen Duygu Asena Roman Ödülü’nü kazandı. Şiir, yazı ve söyleşileri çeşitli dergilerde yayımlandı, yayımlanıyor.
YORUMLAR
Kullanıcı Adı:
Yorum: