TR  | EN  | DE
ETKİNLİKLER/DUYRULAR

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

Kent: Mekan, Emek ve Hafıza
8 - 9 Temmuz 2019
Gümüşlük Akademisi, Bodrum

Dünya nüfusunun giderek artan bir bölümü kentlerde yaşıyor. Artık hiç kimse için "yer" "zihin" ya da "kimlik" sakin kavramlar değil ve "kök salmak" iradi bir süreç olmaktan giderek uzaklaşıyor. İnsanlar, toplumsal koşullar, savaşlar vb.  nedenlerle zihinlerinde, yollarda, dağlarda ve sularda, zorlu yolculuklarla kentlere akıyor, bir yandan da geride bıraktıkları hayatın kaydını arayarak. Kentler, emeğin ve sermayenin değişen biçimleriyle "yerleşikler"ini de kendiyle birlikte değiştirerek büyüyor, deviniyor, bazen susarak bazen isyan ederek. Bu iki gün boyunca, sosyal bilimlerin ve hayatın farklı pencerelerinden kente bakmaya çalışacağız, hep beraber neler olduğunu anlama sürecinde küçük pencereler açabilmek amacıyla; hep beraber.

Program:

8 Temmuz 2019

10.30-12.00 : Özlem Şendeniz "Köyden Kente, Kentten Köye; "Orada Bir Hayat Var Yaşamak İstediğim"

12.00-13.00 : Öğle Yemeği

13.00-14.30 : Melek Göregenli  "Kente bağlılık, kent kimliği , kent belleği"
14.30-14.45 :Ara
14.45-16.15 : Esra Dabağcı "Göçün ve Şiddetin Gölgesinde, Geçmişi(mizi)n Peşinde...: e-Devlet Soyağacı Sorgulama İşleminin Düşündürdükleri"

9 Temmuz 2019

10.30-12.00 : Melda Yaman "Tütün Demek Kadın Demek: Kırdan Kente Tütünde Kadın Emeği"

12.00-13.00 : Öğle Yemeği
13.00-14.30 : Dilek Karabulut "Kimin kenti, Kimin köyü? Şehir Hakkı ve Ekoloji Hareketleri"

14.30-14.45 :Ara
14.45-15.45 :Genel Tartışma




Özlem Şendeniz

Köyden Kente, Kentten Köye; "Orada Bir Hayat Var Yaşamak İstediğim"

Bugün dünyamız kabaca iki tür yerleşim mekanı üzerinden kurgulanmakta: köy ve kent. Yaşadığı mekanda mutluluk arayışı içinde olan insan, farklı pek çok gerekçelerden de etkilenerek, mekanı değiştirmenin hayalini kuruyor. "Tası tarağı toplayıp" kente yerleşmek isteyenler ile "işi gücü bırakıp" köye dönmek isteyenler; yaşadıkları mekanı dönüştürme potansiyelleri ile yaşamadıkları mekanları hayal etme istemlerini sıfır toplamlı olmayan bir denklemde çözmeye çalışırken, köylerin birer tatil köyü ve  kentlerin de kapitalist canavarın tek evi olmadığını görmezden gelmeye meyilliler. Bu atölyede Rize'nin Fındıklı ilçesinden ayakları köye basan yüzünü ve/veya sırtını kente dönmüş olan insanların deneyimlerinden yola çıkarak hayal edilen ile yaşanan arasında kalan "o" mekana dair meseleleri tartışmaya açmak hedeflenmektedir. 

Melek Göregenli

Kente bağlılık, kent kimliği , kent belleği

İnsanlar, yaşadıkları mekanları, fiziksel bir gerçekliği deneyimlemenin ötesinde hissetmekte, onlara bağlanmakta ve kendilik duygularını birtakım mekansal değişkenler üzerinden tanımlanmaktadır. Yaşadığımız yerlere bağlanma süreçlerimiz, insanın doğal ve yapılandırılmış çevreyle, fiziksel dünyayla ve başka insanlarla ilişkilerinde tercihleri, beklentileri, duyguları, değerleri ve inançları tarafından belirlenen, yerin ve kişinin kimliğini yapısında birleştiren karmaşık bir örüntü olduğu söylenebilir. Yerler, yalnızca bağımsız bir kimlik örüntüsü oluşturmazlar, kimliğin tüm görünüşleri yaşanan yerle ilişkili olarak kurulur; bu psikolojik yapının merkezinde “ait olma” arzusu yatmaktadır, yere aidiyet arzusu yer kimliğinin “tek bir yönü değildir ancak, gerekli koşuludur”. Bu sunumda, artık insan varlığının büyük bölümünün yaşadığı bir yer formu olarak "kentler", bağlılık, kimlik ve bellek olguları çerçevesinde ele alınacaktır ve katılımcıların deneyimlerini de kapsayan bir tartışma yapılması hedeflenmektedir. 


Esra Dabağcı

Göçün ve Şiddetin Gölgesinde, Geçmişi(mizi)n Peşinde...: e-Devlet Soyağacı Sorgulama İşleminin Düşündürdükleri
 
Şubat 2018’de başlayan alt-üst soy sorgulama e-hizmeti kısa bir sürede çok yoğun bir ilgi gördü. Milyonlarca kişinin aynı anda kendisinin ve ailesinin soyağacı hakkında bilgi sahibi olmak istemesi nedeniyle e-Devlet sisteminin geneli kilitlendi ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü soy ağacı e-hizmetini bir süreliğine askıya almaya karar verdi. 
Bu sunum, söz konusu vakayı, başka bir ifade ile bir e-devlet uygulamasına gösterilen kitlesel ilgi ile billurlaşan “hatırlama açlığı”nı sosyolojik ve antropolojik bir perspektifle ele almayı amaçlıyor. Ve unutmanın toplumsallığının hatırlama olanağının karşı konulmaz cazibesi ile iç içe geçme biçimlerini, göç; şiddet; kent ve ulus-devlet bağlamları üzerinden, katılımcılarla birlikte, tartışmaya açmayı umuyor. 

Melda Yaman

Tütün Demek Kadın Demek: Kırdan Kente Tütünde Kadın Emeği

Bugün Samsun’un en büyük meydanında AVM olarak yeniden düzenlenmiş görkemli binalar yirmi beş sene öncesine kadar Sigara Fabrikası idi. Fransızlar’ın 1897 yılında inşa ettiği yerleşke o tarihten Cumhuriyet’e kadar Tütün Rejisi’nin sigara fabrikası /tütün deposu /idare merkezi olarak hizmet verdi; sonraki dönemde ise TEKEL yerleşkesi olarak kentin sosyo-ekonomik açıdan en önemli merkezi olmaya devam etti. Bugünse bu taş duvarlarda ne o günlerden bir iz var, ne de bir zamanlar sokağın başına girince sarıveren tütün kokusundan tek bir zerre.
Tütün bir zamanların Samsun’unun başlıca gelir kaynağı olduğu gibi kadınların da başlıca emek etkinliği idi. Tütün topraktan fabrikaya esas olarak kadın işiydi. Samsun köylerinde tütün kıran, tütün dizen, tütün kurutanlar kadınlardı; kadınlar gün ağarırken tütün kırmaya giderdi, tütün işi hanede yahut tarlada tüm gün sürerdi. Kentteyse sigara fabrikalarında, tütün işleme atölyelerinde çalışanların çoğunluğu kadındı. İşçi kadınlar güneşin ilk ışıklarıyla sokakları önlükleriyle bembeyaz kılardı, akşamüstü eve dönerlerken yine beyaza keserdi sokaklar.  Zira Samsun demek tütün demekti, tütün demekse ister tarlada ister fabrikada olsun kadın emeği, kadınların yaşamı demekti.
Bu çalışmada, Bafra köylerinde tütün ekimini hala sürdüren ve / veya TEKEL’den emekli olmuş kadınlarla yapılan görüşmelerden derlenen bilgiler ve tanıklıklar eşliğinde, kadınların kır ve kent yaşamındaki yerini bir zamanların Samsun’u örneğinde ele alacağım. Bir yandan kadınların kırın ve kentin sosyo-ekonomik yaşamındaki yerini görünür kılmaya çalışıken bir yandan da toplumsal belleğimizi yeniden canlandırabilmeyi umuyorum.


Dilek Karabulut

Kimin kenti, Kimin köyü? Şehir Hakkı ve Ekoloji Hareketleri

Sermaye birikimi sürecinin sadece sahnesi değil aynı zamanda öznesi de olan kent, bugün, kendi sınırlarının dışına kırsal alanları massederek büyümekte, diğer kentsel alanlarla birleşmekte. Bir kentin bitip diğerinin başladığı sınır neredeyse yok olmakta. Bu mekansal müdahalelere karşı  kentsel alanda olduğu kadar doğal alanların da korunmasına yönelik hareketler ise özellikle 2000’lerden sonra artış göstermektedir. Kimi zaman doğal alanlara olan bu müdahaleler HES’ler, maden ocakları, büyük ölçekli turizm veya alışveriş merkezleri, yazlık siteler ile birlikte olurken, kimi zaman da “doğal bir yaşam” arzusuyla kentten kıra göçeden nüfus ile birlikte mutenalaşarak ortaya çıkmaktadır. Bu müdahalelere karşı verilen ekoloji hareketleri ise çeşitlilik göstermektedir.  Bu sunumda Türkiye’de kentsel ve ekoloji hareketlerinin tarihsel ve kuramsal arka planı, farklılıkları ve kesişimleri ile sundukları sınır ve imkanların tartışılması hedeflenmektedir.


Kim kimdir?

Esra Dabağcı, Ankara Üniversitesi DTCF Sosyoloji bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışırken barış imzacısı olduğu için, Eylül 2016'da ihraç edildi. Toplumsal bellek, sınıf kültürü ve siyasal antropoloji alanlarıyla ilgileniyor. İzmir'de yaşıyor ve doktora tezini yazmaya ve diğer akademik çalışmalarına devam ediyor.

Dilek Karabulut, Dokuz Eylül Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmakta iken barış imzacısı olması gerekçesiyle görevinden uzaklaştırıldı. Kentsel hareketler, şehir hakkı ve mekanın finansallaşması alanında çalışmalarına devam etmektedir.

Melek Göregenli, Ege Üniversitesi Psikoloji bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmakta iken Ocak 2017'de Barış imzacısı olduğu gerekçesiyle KHK ile görevinden uzaklaştırıldı. Sosyal psikoloji, politik psikoloji ve çevre psikoloji alanında çalışmalarına devam etmektedir.

Özlem Şendeniz, Iğdır Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi olarak çalışmakta iken Şubat 2017'de Barış imzacısı olduğu gerekçesi ile görevinden uzaklaştırıldı. Toplumsal hareketler, bellek, toplumsal cinsiyet ve ekoloji alanında çalışmalarına devam etmektedir. 

Melda Yaman, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İİBF'de öğretim üyesi olarak çalışmakta iken Kasım 2016'da Barış imzacısı olduğu gerekçesiyle KHK ile görevinden uzaklaştırıldı. Şimdi Karaburun'da yaşıyor,.Politik ekonomi, kadın emeği, feminist politika alanında çalışmalarına devam ediyor.

---

*Gümüşlük Akademisi Vakfı yararına yapılacak atölyenin katılım ücreti 200 TL.


*Önceden kayıt yaptırınız.

*Kayıt ve iletişim için:
info@gumuslukakademisi.org
YORUMLAR
Kullanıcı Adı:
Yorum: